
Prof. Dr. Mehmet Emin Güneş yazdı
Kalın bağırsak kanseri, diğer adıyla kolon kanseri, dünyada en sık karşılaşılan kanser türleri arasında yer alıyor. Ancak kolon kanserini diğer birçok hastalıktan ayıran son derece önemli bir gerçek var: Erken tanı ve düzenli tarama sayesinde hastalığı erken evrede yakalamak, hatta bazı durumlarda kanser gelişmeden önce önlem almak mümkün.
Erken evrede saptanan kolon kanserinde tedavi başarısı oldukça yüksektir. Bu nedenle hastalığın belirtilerini bilmek, risk faktörlerini tanımak ve zamanı geldiğinde gerekli taramaları yaptırmak hayati önem taşır.
Kalın bağırsak kanseri neden olur?
Kalın bağırsak, sindirim sistemimizin son bölümünü oluşturur. Kalın bağırsağın son kısmına rektum adı verilir ve sindirim sistemi anüsle sonlanır.
Kolon kanserinin ortaya çıkmasında tek bir nedenden söz etmek mümkün değildir. Genetik yatkınlık önemli risk faktörlerinden biridir. Özellikle ailesinde kolon veya rektum kanseri bulunan kişilerde risk artabilir.
Kalın bağırsak polipleri ile ülseratif kolit ve Crohn hastalığı gibi kronik inflamatuar bağırsak hastalıkları da bazı kişilerde riski artırabilir. Bunun yanında sigara kullanımı, obezite, hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları da dikkate alınması gereken faktörler arasındadır.
Kolon kanseri için risk faktörleri nelerdir?
Kolon kanseri açısından öne çıkan risk faktörleri arasında;
Fazla kilo ve obezite,
Hareketsiz yaşam,
İşlenmiş et ürünlerinin yoğun tüketimi,
Sigara kullanımı,
İleri yaş,
Ailede kalın bağırsak kanseri öyküsünün bulunması,
Kalın bağırsakta polip bulunması,
Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı gibi kronik bağırsak hastalıkları yer almaktadır.
Risk faktörlerinden bir veya birkaçına sahip olmak mutlaka kanser gelişeceği anlamına gelmez. Ancak kişinin tarama programının hekimi tarafından bireysel risk durumuna göre planlanması önemlidir.
Kolon kanserinin belirtileri nelerdir?
Kolon kanseri özellikle erken dönemlerinde belirgin bir şikâyete yol açmayabilir. Hastalık ilerledikçe;
Bağırsak alışkanlıklarında açıklanamayan değişiklik,
Dışkıda kan görülmesi,
Bağırsağın tam boşalmadığı hissi,
Demir eksikliği anemisi,
Dışkı şeklinde veya kalınlığında belirgin değişiklik,
Karın ağrısı,
İştahsızlık ve bulantı,
Nedeni açıklanamayan istemsiz kilo kaybı
gibi belirtiler ortaya çıkabilir.
Bu belirtilerden herhangi birinin görülmesi doğrudan kolon kanseri anlamına gelmez. Ancak özellikle uzun süre devam eden veya tekrarlayan şikâyetlerin ihmal edilmemesi ve hekime başvurulması gerekir.
Tanı nasıl konulur?
Kolon kanserinin erken tanısında kullanılan yöntemlerin başında dışkıda gizli kan testleri ve kolonoskopi gelir.
Taramanın hangi yaşta başlayacağı ve hangi yöntemle, ne sıklıkta yapılacağı kişinin yaşına, aile öyküsüne, daha önce saptanmış poliplere ve diğer risk faktörlerine göre değişebilir.
Özellikle ailesinde kolon kanseri bulunan kişilerin tarama zamanlamasını hekimleriyle daha erken dönemde değerlendirmeleri önemlidir.
Kolonoskopi ağrılı bir işlem midir?
Kolonoskopi, kalın bağırsağın ayrıntılı biçimde değerlendirilmesini sağlayan son derece önemli bir yöntemdir. Günümüzde çoğunlukla sedasyon veya anestezi desteğiyle gerçekleştirildiği için hasta konforu oldukça yüksektir.
İşlem öncesinde bağırsakların uygun ilaçlarla temizlenmesi gerekir. Kolonoskopinin hangi aralıklarla tekrarlanacağı ise kişinin bulgularına, polip varlığına, aile öyküsüne ve diğer risk faktörlerine göre hekim tarafından belirlenir.
Kolonoskopinin önemli avantajlarından biri yalnızca mevcut hastalıkların görüntülenmesine yardımcı olması değil, kanserleşme potansiyeli taşıyabilecek bazı poliplerin işlem sırasında çıkarılabilmesine de olanak sağlamasıdır.
Kolon kanserinin tedavisi nasıl yapılır?
Kolon kanserinin tedavisi hastalığın bulunduğu bölgeye, evresine ve hastanın genel durumuna göre planlanır. Cerrahi tedavi özellikle uygun evrelerde tedavinin temel unsurlarından biridir. Gerekli durumlarda kemoterapi, radyoterapi ve diğer sistemik tedavi seçenekleri de tedavi planına eklenebilir.
Burada asıl önemli nokta hastalığı mümkün olduğunca erken dönemde yakalamaktır.
Çünkü kanserde zaman yalnızca takvimde ilerleyen günlerden ibaret değildir; bazen tedavinin kaderini belirleyen en önemli faktördür.
Unutmayalım: Hayat, geç kalanları her zaman affetmez.
Korkuyla beklemek yerine kontrolü ele almak, belirtileri ertelemek yerine hekime başvurmak ve zamanı geldiğinde taramalarımızı yaptırmak elimizde.
Biz kanserden değil, kanser bizden korksun.
Bir gün “Keşke daha önce gitseydim” dememek için bugün sağlığımıza sahip çıkalım.
Erken tanı hayat kurtarır.
Prof. Dr. Mehmet Emin Güneş
